11 Haziran 2026’da Mexico City’deki tarihi Estadio Azteca’da başlayacak olan 2026 FIFA Dünya Kupası, futbol tarihinin pek çok açıdan en farklı turnuvası olacak. Üç ülkenin (Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Meksika) ortaklaşa düzenleyeceği, 48 takımın katıldığı, 16 farklı şehirde oynanacak ve 104 maça uzanacak bu dev organizasyonun en ilgi çekici gruplarından biri kuşkusuz F Grubu olacak. Hollanda, Japonya, İsveç ve Tunus’un yer aldığı bu grup, ilk bakışta favori-mağdur dengesinin net bir örneği gibi görünse de detaylara bakıldığında çok daha karmaşık ve heyecan verici bir tabloyla karşılaşıyoruz.
F Grubu maçları 14 Haziran 2026 ile 25 Haziran 2026 tarihleri arasında oynanacak ve grup, üç farklı şehir ile iki farklı ülkeyi içerecek. Hollanda’nın açılış maçı Dallas yakınlarındaki Arlington’da bulunan AT&T Stadium’da Japonya ile oynanacakken, İsveç ile Tunus arasındaki diğer açılış maçı Meksika’nın Monterrey kentindeki Estadio BBVA’da gerçekleşecek. Coğrafi olarak da iki kıtaya yayılan bu grup, tam anlamıyla “global” bir kimlik taşıyor. Üstelik takımların futbol felsefeleri, oyuncu havuzları ve hedefleri o kadar farklı ki F Grubu’nu izlemek aslında dört ayrı futbol kültürünü aynı anda izlemek anlamına geliyor.
Bu yazıda; gruptaki dört takımın güncel durumunu, yıldız oyuncularını, teknik direktörlerini, maç programlarını, geçmiş karşılaşmalarını ve son olarak grup turunda nasıl bir senaryonun beklendiğini detaylıca ele alacağız. Üstelik son anda yaşanan beklenmedik olaylara — bilhassa İsveç’in dramatik play-off zaferine ve Tunus’un sahil kenarında yaşadığı teknik direktör değişikliğine — özel olarak yer ayıracağız. Çünkü bu detaylar olmadan F Grubu’nun gerçek hikâyesini anlamak mümkün değil.
FIFA dünya sıralamasında 7. konumda yer alan Hollanda, F Grubu’nun en güçlü takımı ve aday gösterilmek istenirse turnuvada yarı final hedeflemesi gereken takımlardan biri olarak görülüyor. Üç kez Dünya Kupası finali oynamış (1974, 1978 ve 2010) ancak hiç şampiyonluk kazanamamış olan Portakal Bahçesi temsilcileri, bu ezeli kâbusu nihayet kırmak için sahaya çıkacak. Hollanda Futbol Federasyonu da bu süreci ciddiye alıyor — Manchester United efsanesi Ruud van Nistelrooy, 1 Şubat 2026 itibarıyla Ronald Koeman’ın yardımcısı olarak göreve başladı. Bu hamle, Federasyon’un turnuvaya verdiği önemin somut bir göstergesi.
Ronald Koeman, Hollanda Milli Takımı’nın başında ikinci dönemini yaşıyor. İlk döneminde (2018-2020) takımı 2018 Dünya Kupası’na götürememiş olan tecrübeli teknik adam, bu kez tabloyu tersine çeviriyor. Hollanda, eleme sürecinde G Grubu’nu rahatlıkla lider tamamladı. Sekiz maçı yenilgisiz geçirdi ve sadece Polonya ile iki kez berabere kalabildiler. Bu performans, Hollanda’nın savunmadan ataka geçişteki düzenini ve futbolcuların form durumunu gösteriyor.
Hollanda’nın savunma hattı, turnuvanın en kaliteli savunma birimlerinden biri olarak gösteriliyor. Liverpool kalecisi ve takım kaptanı Virgil van Dijk, defansın merkezindeki figür. Onun yanında Premier Lig’in en formda stoperlerinden Tottenham’ın Micky van de Ven, Bayern Münih’in Jurriën Timber’i (Mart kampı kadrosundan sakatlık nedeniyle çekilmiş olsa da), Manchester United’tan Matthijs de Ligt, Manchester City’den Nathan Aké, Inter’den Stefan de Vrij ve Liverpool’a transfer olan Jeremie Frimpong gibi isimler bulunuyor. Brighton stoperi Jan Paul van Hecke ve Feyenoord’dan Lutsharel Geertruida da kadronun derinliğini artırıyor. Newcastle United’ın stoperi Sven Botman ise diz sakatlığı nedeniyle Dünya Kupası’nı kaçıracak — Hollanda için kötü bir haber.
Orta saha bölgesi belki de Hollanda’nın en güçlü olduğu bölge. Barcelona’nın sezonun en formda futbolcularından biri olan Frenkie de Jong, takımın orta sahada beyni olarak görülüyor. Onun yanında Manchester City’ye geçtiğimiz yaz transfer olan Tijjani Reijnders ve Liverpool’da kritik bir rol oynayan Ryan Gravenberch da Koeman’ın planlarında üst sıralarda yer alıyor. Juventus’ta forma giyen Teun Koopmeiners de orta saha alternatiflerinden biri. Ayrıca Mats Wieffer, Joey Veerman ve Quinten Timber gibi sürprize açık isimler bulunuyor. Genç yıldızlar Kees Smit ve Luciano Valente’nin bile kadroya girmesi muhtemel.
Atlético Madrid’in formasını giyen Memphis Depay, takımın tarihinin en golcü oyuncusu olarak Robin van Persie’yi geride bırakmış durumda. Memphis, 55 milli golüyle bu rekoru elinde tutuyor. Yanında Liverpool’un Cody Gakpo’su var — Gakpo’nun büyük turnuvalarda gol atma yeteneği özellikle dikkat çekiyor; 2022 Dünya Kupası’nda üç gol attığı gibi 2024 Avrupa Şampiyonası’nda da üç defa fileleri sarstı. RB Leipzig’in genç yıldızı Xavi Simons hem orta saha hem hücum hattında görev yapabilen ve takımın yaratıcı motoru olabilecek bir profil sunuyor. Donyell Malen (Borussia Dortmund), Brian Brobbey gibi alternatifler de hücum hattının derinliğini artırıyor. Steven Bergwijn’in kadroda olmaması ise Hollanda basınında en çok tartışılan konulardan biri.
Kalecilik bölümünde de üç güçlü alternatif var: Brighton’ın deneyimli kalecisi Bart Verbruggen, Brentford’da Premier Lig tecrübesi kazanan Mark Flekken ve Feyenoord’un yetenekli kalecisi Justin Bijlow. Sunderland’in birinci kalecisi Robin Roefs de adından söz ettiren bir başka isim. Verbruggen’in birinci kaleci olması bekleniyor.
Hollanda’nın grup maçları şu şekilde planlandı: 14 Haziran’da AT&T Stadium’da Japonya ile (saat 16:00 ET), 20 Haziran’da Houston’daki NRG Stadium’da İsveç ile (saat 13:00 ET) ve 25 Haziran’da Kansas City’deki Arrowhead Stadium’da Tunus ile (saat 19:00 ET). Bu üç maç da farklı şehirlerde, farklı zaman dilimlerinde ve farklı zorluklarda olacak. Hollanda’nın grup birinciliği için en güçlü aday olduğu söylense de bunun için Japonya’ya karşı tetikte olmaları, İsveç’e karşı sabırlı bir oyun ortaya koymaları ve Tunus’un savunma duvarını aşmaları gerekiyor.
FIFA dünya sıralamasında 18. sırada bulunan Japonya, sadece F Grubu’nun değil tüm turnuvanın “kara at” adaylarından biri olarak görülüyor. Samuray Mavi takım, Asya elemelerini muhteşem bir performansla geçti. Erken aşamalarda altı maçta toplam 24 gol attı ve hiç gol yemedi. Bu “kusursuz” savunma serisi, yıllarca takımın “yumuşak karnı” olarak görülen savunma hattının nasıl sertleştirildiğinin somut göstergesi. Final eleme grubunda 7 maçta 19 puan toplayan Japonya, 20 Mart 2025’te Dünya Kupası’na ilk katılan ülke oldu — bu da hazırlıkları için ekstra zaman kazandırdı.
Japonya Milli Takımı’nın başında 2018’den bu yana bulunan Hajime Moriyasu, bu turnuvayı kişisel bir görev olarak görüyor. Çünkü 1993’teki “Doha’nın Acısı” anında sahadaydı — Japonya o gün son dakikada yediği golle Dünya Kupası rüyasını kaybetmişti. Moriyasu, o ulusal travmayı bir direnç kültürüne dönüştürdü. 3-4-2-1 düzeni Japonya’nın artık “imza taktiği” haline geldi. Bu sistem, savunmaya güven verirken kanat oyuncularının yüksek ve geniş kalmasına da olanak tanıyor. 2022 Katar Dünya Kupası’nda Almanya ve İspanya’yı yenmenin ardından Hırvatistan’a penaltılarda elenen bu takım, artık “katılmaktan mutlu” olmanın çok ötesinde.
Japonya’nın hücum hattı, dünya futbolunun en saygı duyulan bölgelerinden biri. Real Sociedad’ın yıldızı Takefusa Kubo, yaratıcılığı ve tekniğiyle ön plana çıkarken Brighton’ın kanat virtüözü Kaoru Mitoma, Premier Lig’in en korkulan dribblingci kanatlarından. Mitoma’nın maç başına 5’in üzerinde dribling girişimi yapma kapasitesi, Japonya için savunmaları kırmanın en önemli silahı. Bu ikilinin yanında Eintracht Frankfurt’a transfer olan Ritsu Doan da çok önemli bir isim — Doan, 2022 Dünya Kupası’nda Almanya ve İspanya’ya karşı gol attığı için unutulmaz bir hatıra bırakmıştı. Son dönemde milli takım için 22 maçta 10 gol atan Keito Nakamura da hücum opsiyonlarını çoğaltıyor. Feyenoord forveti Ayase Ueda ise 8 golüyle eleme süreçinin en golcü ismiydi.
Liverpool’lu Wataru Endo, takımın kaptanı ve “Düello Kralı” lakabıyla anılıyor. Onun lider rolü, savunmadaki dengeyi koruyor ve genç orta sahacıların özgürce öne çıkmasını sağlıyor. Crystal Palace’lı Daichi Kamada (geçtiğimiz yıl FA Kupası kazandı), Leeds United’ın yıldızı Ao Tanaka da orta sahanın diğer kritik isimleri. Genç Yuito Suzuki de kadroya yeni soluk getiriyor.
Savunma üçlüsünde Hiroki Ito, Hoffenheim’a transfer olan Koki Machida ve Ko Itakura görev yapıyor. Üç stoperin de fiziksel ve teknik olarak güçlü olması, Moriyasu’nun 3-4-3 sistemini sürdürebilmesini sağlıyor. Kalede ise Parma’nın genç Japon kalecisi Zion Suzuki birinci kaleci olarak öne çıkıyor — kendisi 8 maçta gol yemediği için kupa sürecinin yıldız kalecilerinden biri.
Japonya, 14 Haziran’da AT&T Stadium’da Hollanda ile turnuvaya başlayacak. Bu, Dünya Kupası tarihindeki 1000. maç olacak — sembolik bir değer taşıyor. Ardından 20 Haziran’da Monterrey’deki Estadio BBVA’da Tunus ile karşılaşacak (yerel saatle 23:00). Son grup maçı ise 25 Haziran’da AT&T Stadium’da İsveç ile olacak. Dünya Kupası’nda son üç turnuvada (2010, 2018, 2022) son 16’ya kalan Japonya, bu kez hedeflerini yükseltmiş durumda — son 8 hatta yarı final hayalleri kuruluyor.
İlginç bir tarihsel not: Hollanda ile Japonya daha önce üç kez karşılaştı; en son 2010 Dünya Kupası’nda Hollanda 1-0 kazanmıştı. 2013’teki dostluk maçı ise 2-2 berabere bitmişti. Japonya ile Tunus ise altı kez karşılaştı; Japonya, 2002 Dünya Kupası’nda 2-0 kazanmıştı (kendisi de o turnuvanın ev sahibiydi) ve 2023 Kirin Challenge Cup’ta yine 2-0 galip gelmişti.
F Grubu’nun en sürpriz takımı kuşkusuz İsveç. Çünkü grupta yer almaları, son aylarda yaşanan dramatik olayların ardından gerçekleşti. İsveç, 2022 Dünya Kupası ve EURO 2024’e katılamamıştı; üst üste üç büyük turnuvayı kaçırma ihtimaliyle yüzleşmek zorunda kaldılar. Eleme sürecindeki ilk dört maçtan sadece 1 puan çıkardılar; doğrudan kalifiye olma şansları tamamen kayboldu. 14 Ekim 2025’te Danimarkalı teknik direktör Jon Dahl Tomasson görevden alındı — kendisi İsveç tarihinde sözleşmesinin bitiminden önce kovulan ilk teknik direktör oldu. Federasyon’un futbol direktörü Kim Källström durumu şöyle özetledi: “Futbol sonuçlarla yönetilen bir spor ve sonuçlar artık yeterli değil.”
20 Ekim 2025’te West Ham’dan kovulduktan tam üç hafta sonra İngiliz teknik adam Graham Potter, kısa süreli bir sözleşmeyle İsveç’in başına geçti. Federasyon’un ilk amacı sadece play-off bileti kapmaktı. 50 yaşındaki Potter, Östersund FK’da çalıştığı dönemden İsveç futboluna aşinaydı, dahası İsveççe konuşabiliyordu. Bu özellik, çok yabancı teknik direktörün hak edemeyeceği bir sabrı ona kazandırdı. Potter, takımı önce play-off’a taşıyabildi — yani kasım ayındaki son iki maçta (İsviçre ve Slovenya’ya karşı) gerekli galibiyetleri aldı veya en azından play-off’a kalmaya yetecek puanlama yaptı.
Path B yarı finalinde 26 Mart 2026’da Ukrayna ile karşılaşan İsveç, 1-3’lük rahat bir galibiyetle finale yükseldi. Bu sonuç, takımın yeniden hayat bulduğunun ilk işareti oldu.
31 Mart 2026’da Solna’daki Strawberry Arena’da oynanan finalde İsveç, Polonya’yla karşılaştı. Maç son derece kaotik ve yorucu geçti. Polonya iki kez öne geçtiğini sandı, ancak gollerin her ikisi de iptal edildi. İsveçli Lucas Bergvall’ın şutu kurtarıldı, Besfort Zeneli direği vurdu. Sonra belirleyici an geldi: Yedek olarak oyuna giren Gustav Lundgren ceza sahasında alan açtı ve topu Viktor Gyökeres’e bıraktı. Arsenal yıldızı, yakın mesafeden topu üst köşeye gönderdi. İsveç, son saniyelerdeki o tek kritik anla Polonya’yı 3-2 mağlup etti ve Dünya Kupası biletini kaptı. Potter’a verilen güven, bu zaferle birlikte yeni bir formaya kavuştu — İsveç Federasyonu, sözleşmesini 2030 yılına kadar uzattı.
İsveç’in en büyük zenginliği, hücumdaki dünya devi futbolcular. Liverpool’un Eylül 2025’te 125 milyon sterline aldığı Alexander Isak, takımın golcü silahı. Yanında Arsenal’in geçen yaz başında transfer ettiği Viktor Gyökeres var — kendisi her ne kadar oyun sezonu boyunca kas sakatlıklarıyla mücadele etmiş olsa da Polonya maçındaki o tek vuruşla milli takıma dünyaca tarihi anlar yaşattı. Üçüncü silah ise Tottenham’lı Dejan Kulusevski. Bu üç oyuncunun toplam piyasa değeri 235 milyon sterlinin üzerinde.
Manchester United’lı Anthony Elanga da kanatlarda etkili oluyor; Borussia Dortmund’a transfer olan genç Roony Bardghji ise umut vaad eden isimlerden biri. Tottenham orta sahası Lucas Bergvall sarsıntı geçirdiği için kasım kampında şüpheliydi, ancak Dünya Kupası için problemsiz olacak.
Atalanta stoperi Isak Hien ve veteran Manchester United’lı Victor Lindelöf, savunmanın merkez ikilisi. Lazio’lu Carl Starfelt ile Lecce’li Gustaf Lagerbielke alternatif stoperler. Yan beklerde Liverpool’a transfer olan Gabriel Gudmundsson ile Atalanta’nın Emil Holm’u tercih ediliyor. Watford’lu Ken Sema ile Sunderland’in Daniel Svensson de ek opsiyonlar.
İsveç’in grup maçları şu şekilde: 14 Haziran’da Monterrey’deki Estadio BBVA’da Tunus ile (saat 22:00 ET), 20 Haziran’da Houston NRG Stadium’da Hollanda ile (saat 13:00 ET) ve 25 Haziran’da AT&T Stadium’da Japonya ile (saat 19:00 ET). Potter’ın görevi, takımı son anda kazanılan o özgüven dalgasını turnuvaya taşıyabilmek.
Kartaca Kartalları lakabıyla anılan Tunus, F Grubu’nun en az “yıldız oyuncuya sahip” takımı olarak görülse de en disiplinli ve organize takımlardan biri olabilir. Yedi kez Dünya Kupası’na katılan Tunus, hiçbir zaman grup turunu geçemedi — bu artık başkaldırılması gereken bir tarihsel bariyer. 2022 Katar Dünya Kupası’nda eventüel finalist Fransa’yı yendiler ama yine de gruptan çıkamadılar. Eleme sürecinde Afrika 2. Bölgesi H Grubu’nu kayıpsız şekilde lider tamamladılar ve 8 Eylül 2025’te kalifiye oldular.
Tunus, eleme sürecini Sami Trabelsi’nin başında geçirmişti — Trabelsi, eski milli takım stoperi olarak 1998 Dünya Kupası’nda da kadroda yer almıştı. Ancak 2025 Afrika Kuplar Kupası’nda (Fas’ta düzenlendi) Tunus, son 16 turunda Mali’ye penaltılarla 3-2 mağlup oldu. Trabelsi bu başarısızlığın ardından görevini bıraktı.
14 Ocak 2026’da Tunus Futbol Federasyonu, sürpriz bir hamleyle 54 yaşındaki Fransa-Tunus vatandaşı Sabri Lamouchi’yi 31 Temmuz 2028’e kadar geçerli bir sözleşmeyle teknik direktör olarak atadı. Lamouchi’nin profili özel — kendisi Lyon’da doğmuş, Tunuslu anne ve babadan dünyaya gelmişti. Henryk Kasperczak’ın 1994 Afrika Kuplar Kupası’na hazırlık sürecinde Tunus için izlediği oyunculardan biriydi ama o sırada Fransa Milli Takımı için tercih yapmıştı (Fransa formasıyla 12 maçta 1 gol kaydetti, EURO 1996’ya katıldı, 1998 Dünya Kupası ön kadrosunda da yer aldı).
Lamouchi’nin teknik direktörlük kariyeri da tecrübeli: 2012-2014 yılları arasında Fildişi Sahili Milli Takımı’nın başındayken takımı 2014 Brezilya Dünya Kupası’na taşıdı (gruptan çıkamadılar ama Japonya’yı 2-1 yendiler). Sonrasında Stade Rennais’i Ligue 1’de çalıştırdı. 2019-2020 sezonunda Nottingham Forest’i Championship’te play-off pozisyonlarına taşıdı ve Eylül 2019’da Ay’ın Teknik Direktörü ödülünü kazandı. Cardiff City’de de görev yaptı. Bu deneyimler, Tunus’a hem Avrupa kalitesi hem Afrika futbolu bilgisi taşıyabileceğini gösteriyor.
Tunus belki de “yıldız oyuncu” olarak bilinen isimlerin az olduğu bir kadroya sahip. Ama bu, takımın etkisiz olduğu anlamına gelmiyor. Eintracht Frankfurt’ta yıllardır forma giyen Ellyes Skhiri, takımın motoru ve orta sahanın kontrolünü sağlayan ana isim. Burnley’li Hannibal Mejbri (eski Manchester United akademi öğrencisi), takımın yaratıcı orta sahası olarak görülüyor. Norwich City’li Anis Ben Slimane, Sevilla deneyimi olan genç bir orta saha. Veteran Ferjani Sassi (Al Gharafa) ve Aïssa Laïdouni (Al Wakrah) de orta sahanın deneyimli isimleri. Almanya doğumlu yeni isim Rani Khedira, Sami Khedira’nın kardeşi olarak takıma dahil oldu. Paris Saint-Germain akademi çıkışlı Ismael Gharbi de Lamouchi’nin gözde isimlerinden biri.
Savunma hattında Lorient’li Montassar Talbi ve Nice’li Ali Abdi öne çıkıyor. Saint-Etienne’li Yan Valery, sağ bekteki ana isim. Savunma stilinin merkezinde Dylan Bronn da yer alıyor. Hücum cephesinde ise Celtic’li Sebastian Tounekti, Copenhagen’lı Elias Achouri, St. Pauli’li Elias Saad ve Twente’li Sayfallah Ltaief gibi gençler yarışıyor. Ancak bu takım için en sembolik isim, hâlâ Youssef Msakni — Tunus’un üçüncü gol kralı ve ikinci en çok forma giyen oyuncusu. Esperance de Tunis formasıyla oynayan Msakni, 35 yaşında olsa da takımdaki tecrübesi paha biçilmez.
Tunus, 14 Haziran’da Monterrey’deki Estadio BBVA’da İsveç ile turnuvaya başlayacak. Bu maç, gruptan çıkmayı umuyorlarsa kazanmaları gereken kritik bir karşılaşma — çünkü hem grupta üçüncü olabilmek için en iyi şansları İsveç’e karşı, hem de Hollanda’ya karşı çok zor maçları olacak. 20 Haziran’da yine Estadio BBVA’da Japonya ile karşılaşacaklar (saat 00:00 ET). Son grup maçı ise 25 Haziran’da Kansas City Arrowhead Stadium’da Hollanda’ya karşı oynanacak. Tunus’un üçüncü olarak son 32’ye yükselmesi, hem matematiksel hem de futbol kalitesi açısından mümkün — sekiz en iyi üçüncüden biri olabilirler.
Futbolun en büyük şöleni olan 2026 Dünya Kupası, ABD, Kanada ve Meksika'nın ortaklaşa düzenleyeceği bu…
Yıllarca beklenen, hayal edilen, kimi zaman umutsuzluğa düşülen ama asla vazgeçilmeyen o gün geldi. Bizim…
Futbol dünyasının dört yılda bir tıkanan nefesini yeniden açacak olan 2026 Dünya Kupası, ABD, Kanada…
Galatasaraylı hücum oyuncusu Barış Alper Yılmaz, bu sezon sonunda takımının üst üste 4. kez ve…
Şampiyonluk Kutlamalarının Geniş ÇerçevesiGalatasaray camiası, 2025-2026 sezonunda da Süper Lig şampiyonluğunu elde ederek tarihi zaferlerini…
Antalyaspor, 18 Mayıs 2026 tarihindeki son lig maçında Kocaelispor'u 1-0 mağlup etti. Ancak aynı anda…